Fiziksel Alan Nedir?
Düşünsene, bir gün otobüste, metroda, ya da akşam arkadaşlarla bir kafede otururken, herkesin etrafında bir “alan” var. Biri bir adım atınca, hemen o alanın bir parçasını alır. Ama ne demek bu “alan” dediğimiz şey? Fiziksel alan nedir, kısacası? Hani bazen, biri yanına geldiğinde, bir anda o mesafe seni rahatsız eder ya… İşte, fizikte de tam olarak bununla ilgili bir kavram var.
Ben de İzmir’deyim, sıcak, biraz kalabalık, biraz gürültülü… Hadi bunu anlamaya çalışalım.
Fiziksel Alanın Tanımı: Herkesin Bir Alanı Var!
Bir gün, sabah kahvemi alıp parka gitmeye karar verdim. Parkta yürürken yanımdan biri geçti. Ne kadar yakın yürüdüğünü fark ettim. Aniden içimden şu soru geçti: “Bu kadar yakına gelmek ne demek? Fiziksel alanımı ihlal mi ediyor?” Tam o sırada beynim küçük bir sinyal yolladı: “Yavaşla, fiziksel alan bu kadar basit değil.”
Fiziksel alan, aslında her birimizin etrafında bulunan, başkalarının girmemesi gereken bir “bölge”dir. Kafanda hemen bir alan çizin, mesela bir daire, o dairenin içinde rahat hissediyorsun. O daireye giren, özellikle senin onayını almadığı sürece, sanki senin huzurunu ihlal etmiş gibi oluyor. “O ne demek şimdi?” diyecek olursan, şöyle örnekleyeyim:
Bir kafede otururken, o “rahatsız edici” mesafeyi kimse geçmesin istiyorsun. Yanındaki masadan biri çok yakınsa, o alanı ihlal etmek gibi geliyor. “Aman, biraz daha uzağa otursan?” diye içinden geçiriyorsun. İşte bu da, “fiziksel alan”ın bir örneği!
Kişisel Alan ve Fiziksel Alan: Birbirinden Farklı Mıdır?
“Fiziksel alan nedir?” diye sorarken aslında iki farklı şeyden bahsediyoruz: Kişisel alan ve fiziksel alan. Kişisel alan biraz daha içsel bir mesele. “Şu anda çok yakınsın, biraz geri çekilsen?” dediğinde, birinin sana nasıl yaklaştığını, ne kadar yer kapladığını hissediyorsun. Bu, biraz da kişinin karakterine ve sosyal davranışlarına bağlı. Kimisi için “ne var canım, çok mu yakın” diyorsun, kimisi içinse bu biraz fazla oluyor.
Fiziksel alan ise daha geniş bir kavram. İki kişi arasındaki mesafeyi, bazen bir duvar, bazen bir sandalye gibi her şey belirliyor. Hatta bazen fiziksel alan, sadece kendimize ait değil; etrafımızdaki nesnelerle de ilgili. Mesela, bir masanın üzerindeki kitapları yerleştirirken, o kitaplar da aslında küçük bir alan yaratıyor. Birbirlerinin içine girmemesi gerekiyor. “Bunları birbirine yapıştırmak iyi fikir değil, her kitap kendi yerinde olmalı” diyorum bazen. Yoksa, kitaplar bile kavga eder!
Bir Gün, Bir Park ve Fiziksel Alanın Derinlikleri
Geçen hafta bir parktaydım, sabah güneşi yeni doğuyordu, kuşlar cıvıldıyordu ve birisi yanımda birden bire yere oturdu. “Oo, çok yakın geldin!” diye içimden geçirdim. Ama tabii ki, söylemedim. Çünkü her an birinin fiziksel alanına saygı gösterme gerekliliği, biraz da toplumsal bir kural. Ama bu durum, aklıma bir şey getirdi. “Fiziksel alan nedir? Bunu anlamak için, bazen birini gerçekten içinden ‘rahatsız’ olacağın kadar yakına alman gerekiyor.”
Öyle ya da böyle, mesafe bir şekilde kişisel bir tercih. Kimisi 20 cm içinde rahatken, kimisi 2 metre ötede kendini daha güvenli hissediyor. O kadar ki, bazen sosyal medyada bile, kimin hangi pozisyonu aldığı bir mesaj gönderiyor. “Bak, bu kadar yakın değiliz ama… bir yerden sonra uzaklaşıyorum!”
Alanı İhlal Etme: Bunu Yapma!
Diyalog kurarken “Fiziksel alan nedir?” diye düşündüğümde, bir de fiziksel alanın ihlali konusu geliyor. Özellikle şehirde, toplu taşımalarda birinin fazla yakın olması durumunda yaşadığım rahatsızlık, tamamen bu sorudan kaynaklanıyor. Bir gün metrobüste, arkamda birinin nefesini hissettim. “Ufff, biraz daha mesafe lütfen” diyemedim, ama ne demek istediğimi çok iyi anlıyordum.
Bir arkadaşım var, sürekli benden fazla yakın oturur. “Buna ne diyorsun?” dedi bir gün. Bende tabii ki biraz kafam karıştı. “Biraz daha uzak otur” dedim. Ama ne de olsa, fiziksel alanını koruma meselesi de bir çeşit içsel düzen. Kimse, birinin seni “buzdolabı gibi” sarıp sarmalamasını istemez. Benim alanım, beni mutlu eden ve sağlıklı hissettiren bir yer.
Sonuç: Alanımızı Bilmek, Kendimizi Bilmek Demek
Şimdi dönüp baktığımda, fiziksel alanın bizim için ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanların içindeki alanı bilmesi, aslında kendine olan saygının bir göstergesi. Birbirimize olan mesafemiz, hem saygımızı hem de birbirimize ne kadar alan tanıdığımızı gösteriyor.
O yüzden sevgili okur, bir dahaki sefere metrobüste birinin nefesini hissettiğinde, “Bu mesafe fazla, biraz geri çekilsene!” demek yerine, belki de o insanın fiziksel alanına biraz daha saygı gösterip, “herkesin bir alanı vardır” diyerek rahatlayabilirsin. Çünkü biz insanlar, her birimizin alanına ve sınırlarına saygı göstererek, daha sağlıklı bir toplum yaratabiliriz.
Ve unutma: Bazen, birinin fiziksel alanına saygı göstermek, aslında kendine saygı göstermenin en güzel yoludur.